Hababam Sınıfı:Üç Buçuk

Kimlerin Kemikleri Sızladı?

Kimlerin olacak tabikide ilk hababam sınıfı oyuncuları İnek şaban,Adile teyze,kel mahmut…Peki kim bilirdi.Bu serinin bu kadar bozulacağını ama bunda suç hemde bizde hemde serinin efsanesi bozmaya çalışan zihniyetin suçu.Eski Filmlerin yanında bile geçmeyen bu film birde hababam sınıfı serisine korku/komedi adı vermeye çalıştı. Peki ya Söyleyin bu film korku olmuş mu? Yanından bile geçememiş.Lütfen bu filme korku filmi demeyin.

Korku türü; Türk Sineması’nda tüm ciddiyetiyle var olmaya gayret gösterdikçe, daha da komik bir film ortaya çıkmasına yol açmaktan başka neye yaramıştı ki?

Şafak Sezer ve Peker Açıkalın arka planda oldukları sahnelerde bile dikkatleri üzerlerine çekebilen acayiplikler yapan oyuncular. Her daim tüm gözler onlara baksın istiyorlar ve bunu da başarıyorlar. Mehmet Ali Erbil, son 15 yıldır yarattığı şovmen tiplemesinin esiri olmaya devam ediyor. Mehmet anla artık senden oyuncu olmaz sen kimin kuşu kaçırılmış onla uğraş dur. Sinemayıda kirletmeye çalışma…

Kronolojik olarak Hababam Sınıfı serisine baktığımızda; Hababam Sınıfı Üç Buçuk’ta çok özel bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Bu yapıtta Hababam, filmin tamamına yakınında tongaya düşen bir sınıf olarak karşımıza çıkıyor. Hababam’ın o tanıdık imajına vurulmuş ağır bir darbe bu, çünkü Hababam bugüne kadar daha çok kendi aralarındaki esprileri sayesinde öne çıkmıştı.

Hababam korosunun kanon halinde söylediği “Hababam” parçasının ve öğretmenler odasında söylenen “Kar” parçasının ilginç bir tat kattığı Hababam Sınıfı Üç Buçuk, güldürmek için korkutan ve bu tavrıyla da şimdiden vasatın üstüne geçmeyeceği kanıtlıyor.Allah sizi ıslah etsin…

Mustafa Türkan

Reklamlar

Dabbe

İlk filmini korku türünde gerçekleştiren Hasan Karacadağ ile ilgili bildiğimiz, her yerde karşımıza çıkan en temel bilgi, kendisinin uzun bir dönem Japonya’da bulunduğu ve orada hem türün çeşitli örneklerinde çalıştığı, hem de kendine ait bazı filmler gerçekleştirdiği.

Ve Hasan karadağdan halka ve garez gibi(japonya deyince) film bekliyordum. Ama beklemediğim türden vasat bir film ile karşımıza çıktı. Bu film için hem iyi hemde kötü yorum yapmak istiyorum.

Sanal Dünyanın kıyamet tellalığını yapmak isteyen Dabbe ve hasan karadağ internetti kıyamet tellalı olarak gördüğü sürece kaynak olarak kullandığı kuranı ters tutarak okuduğunu anlıyorum…

Şimdi, hakkını vermek lazım, Dabbe gerçekten asap bozucu ve ürkütücü anları olan bir film. Zamanla ilgili bazı ilginç numaralar da yapıyor. Ama çoğu korku filminin sırtını yasladığı bir numaraya fazlaca bel bağlıyor: ses efektlerine. Zaman zaman başarılı sayılabilecek dijital görsel efektler ve özellikle üzerine gidilen tedirgin edici durumlar sayesinde pekala belli bir etki yakalanmasına rağmen, aşırı bir şekilde kullanılan ses efektleriyle seyirciyi irkiltme yöntemi her şeyi bozuyor. Korku sineması sadece ses efektleriyle izleyiciyi yerinden sıçratmak ya da kulaklarını tırmalamak değildir.

Bunu anlasaydı.Daha korkutucu bir film yapabilecek kadar etkili olurdu

Yazımın son kısmına bıraktığım diğer mesele ise, daha temel sinemasal gerekliliklere dair. Hasan Karacadağ, diyalogsuz ve efektlere dayalı sahnelerde kısmi bir başarı yakalamış olsa da, işin içine karakterler, diyaloglar ve mizansen girince basbayağı çuvallıyor.

Bunuda düzeltirse daha iyi yerlerde bulunacak kaliteli yapımlara imza atacaktır.Ama semum’da bile ders alamıyor.


Filmi birlikte izlediğim seyirci grubu gibi ben de diyaloglara ve öyküye çoğu yerde gülmekten kendimi alamadım. “388@0” esprisini daha en baştan anlayan seyircinin aptal olduğunun varsayılıp, bunun altı yaşında bir çocuğa anlatır gibi bir mizansenle filmin son yarım saatinde çözülüşüneyse gülsem mi kızsam mı bilemedim.

Gülmek istiyorsanız. Sakın bu filmi kaçırmayın türk işi japon Filmi…

M.Türkan