Kara Şövalye’yi için daha çok bekleyecez

Yeni Batman filmiyle ilgili taze bilgiler var! Projenin tarihi, yönetmen konusundaki problemler…

(19 Haziran 2009) Batman-on-Film sitesi sinema dünyasına merak edilen bilgileri verdi. Kara Şövalye sonrası Christopher Nolan’ın seriye katkıda bulunmayacağı çok konuşuyordu.

Projeye yakın bir kaynak, Heath Ledger’ın ölümünün Nolan’ı etkilediğini ve üçüncü filmden uzaklaştırdığını açıklamış. Hemen belirtelim, normal şartlarda üçüncü filmde de Joker’in gözükmesi bekleniyordu. Bu durumda üçüncü film yeni bir Joker ve yeni bir yönetmenle devam edebilir. Kuvvetle muhtemel!

Bu arada yapımcıların hiç acelesi yok. 2012-2013 döneminde filmin hayata geçebileceği söyleniyor. Öyle her sene yeni bir film doğuran serilerden olmayacak.

Reklamlar

Bugün İnternetinize Yarın Size…

Yaşadığımız coğrafyanın internet macerasının ne kadar engebeli, sansürlü olduğunu bilmeyeniniz yoktur. Gün geçmiyor ki yeni bir internet sitesine erişim yasaklanmasın. Durumun saçmalığına ermek için erişime kapanan sitenin sadece bizden saklandığını, tüm dünyaya yayınına devamettiğini söylemek yeterli. Youtube 7 ay sonra açıldıktan sonra 7 saat sonra kapanışını örnek göstermek yeter. Diyorum ki kendimizi ezdirmeyelim bügün internetinize yarın size… Sansürden bahsediyoruz.

Baskının olduğu yerde isyanda olur. Buna göre sansüre göre ayaklanmamız mantıklı diyer yazımda hayvan haklarını savunmak için söyledikleri burada da söylemek istiyorum. Birileri bize rahat hayat vereceğiz derken bizden özgürlüğümüzü ve baş kaldırma hakkımızı almışlar. Sansüre karşı hep birlikte bir vücut gibi olalım.

http://www.sansuresansur.org sitesinden sizde sansüre sansür hareketine destek verebilirsiniz.

mustafa türkan

Bilmem Kime Kızgınım!

Bu başlığı atarken bilmiyordum. Ama nasıl olduysa şimdi biliyorum. Hayvan Hakları savunacıları kızgınım. Belkide hayvan severlere biraz kırgınım.Şimdi soracaksınız neden ki? Hayvanat bahçesi desem. Hayır hayvanat bahçesi yerine ev istemiyorum. Anlamadınız ben hayvanat bahçesi diye bir şeyi icat eden sözde hayvan severlere kızıyorum. Hayvanları yaşaması gereken güzel yerlerden alıyor onları zincirlerin arkasına atıyor. Sözde onları seviyoruz peki sizi bir ayı alıp mağaraya kapatsa nasıl olurdu? Biraz düşününce bana hak verdiniz galiba.

https://i0.wp.com/www.hafif.org/imaj/ikuzgun/beyazgeyik1.jpg

Örnek resimde gördüğünüz beyaz kuzunun dağlarda serbest ve özgürce yetişmesi önemli değil mi? Belki de son zamanlarda birileri bize özgürlüğüm kavramını unutturuyor. Sitem sinema ile ilgili olduğundan şimdi size Vforvendetta filmini izlemeyi tavsiye ediyorum. Bu günlerde özgürlük kavramının anlamı sözlükte okumaktan başka anlam çıkarmayan bir toplum olmuşuz. Kurtuluş savaşında ve 5 mart olayları dünya da bilinen olaylar ama diyorum. Bize hizmet söz verirken özgürlüğümüzü alıp sessiz olmamız söylenmiş. Bırakın sahte hayvan severleri bırakın bu güzel hayvanları özgür. Derin denizlerde yol alsınlar bırakın şarkı söylercesine aksınlar…

Daha bitmedi. Yazım nereye gidiyorsunuz bir de evcil hayvanlar var. Hayvan severler(sözde) çocuklarımıza hayvan sevgisi aşılıyoruz diyerek hayvanları apartmanlara kapatıyorlar. Hayır onlar hayvan sevgisinden daha çok tutsaklığı ve köleliği öğretiyorlar küçücük çocuklarına. Keşke ayılarda onları kafese sokup kendi yavrularına insan sevgisini öğretseler. Bakalım nasıl bir duyguymuş. Ancak öyle anlabilirler. Bunu diyorum bir ihtilal daha lazım. Fransız İhtilalinin yaydığı kavramlar yok olmuş.

Son onlarak kızgınlığımı püskürtmüşken bu sözde hayvan severlerin canlıların öldürülmesi suçtur lafına değinmek istiyorum. Şimdi ne alık var sende çakal diyeceksiniz eminim. Barbunya da bir canlı yerken iyi oluyor değil mi? Şimdi ne oldu sözde hayvcan severler cevaplarınızı beklemekteyim.

https://i0.wp.com/www.nablusi.com/resim/data/media/38/barbunya1.jpg

Mustafa Türkan (Sözün meclisten dışarı)

7 Delikli Tokmak Bunu Bilmeyen Ahmak

Yazıma bu sefer bir bilmece ile başlamak istiyorum. Söyleyin bakalım. 7 Delikli tokmak bunu bilmeyen ahlak nedir bu? Hımm evet doğru bildiniz tabii insan. Fakat şimdileri 7 deliklimiyiz yoksa 100 delikli mi bunu düşünmek lazım. İnsanlar istanbul sokakları gibi kendilerini delik deşik yapıyorlar. Ya anladınız demek… Evet bende lafı tam da İstanbul’un sokaklarına  getirmek için bu kelimeleri kullandım. Siz de biliyorsunuzdur,istanbul’un sokakları eskiden böyle miydi? Ne düzgün ve akıl alıcı bir şehirdi. İstanbul’u gören başkentler kıskancıdan ağlardı. İnsanları mesut dertsizdi. Fakat o güzelim sokaklara neler oldu?

https://i0.wp.com/image.haber7.com/haber/40283.jpg

Delik deşik İstanbul sokakları var. Bir tarafı geliştirilirken sanki bir tarafı unutulmuş. Bütün insanlar nefretleri,kıskançlıklarını ve dertlerini oraya kusmuşlar ya da matkaplarla delik deşik etmişler. Bakıyorum bir zaman tablolardaki gibi güzel İstanbul şimdi neler de? Çocukluğumla birlikte uçmuş mu bu diyarlardan,yoksa tutamamış mıyız elimizde? Peki ya İstanbul 2010 kültür başkenti olmayı hak eden bir şehir mi? Şehirimizin kültür başkenti olması güzel ama hesas sorusu hak edip etmemesi. Cevap sizin Bir zamanların güzeller güzelini hastalandı mı?

Mustafa Türkan

Mustafa

İlk gününde 150.000 kişinin izlediği bir belgeselin incelemesini yapmasaydık olmazdı. İnsanların bu filmi büyük bir heyecan ile izlediklerini gördüm. Daha önce Tutku filmide Amerika’da büyük bir heyecan yaratmıştı. Ne yalan söyleyeyim ben de biraz heyecanlandım. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü yeniden keşfe çıkacaktık. Can dündarı gerçekten tebrik etmem lazımdı. İki saatte bir insanın hemde önemli bir insanın hayatını anlatmak son derece zordu. Ama bu başarıldı. İnsanlar ne kadar Mustafamız için izleyeceklerde olsalar anlatım dilindeki nini söylermiş tonu uyuklamalarını engellemeyecektir.

Filmin içinde kullanılan dört mevsin adlı tablonun kullanımı zekice ve dramatik bir şekilde filme son derece önemli bir artı kazandırmış.  Ama film tepkiler almaya başladı. Kim ne derse desin bu Film Atatürk hakkında bildiğimiz klişeler dışına çıkarak Atamızı Keşfe çıkaracak bir film. Bu film bize tarih kitaplarını unutun diyor. Müzikler ise bir başka tad. Beni benden aldı.

Goran Bregovic’e ve Can dündarın o ses tonun bile bu belgeseli izlemek için yeterli neden. Peki neden bu filme çoğu kişi Atatürk’ü kirletmeye çalışıyor dedi. Can dündarın Hatası bizim sinemadan anlamayan seyircilerimizin yobaz olduğunu bilmemesi çoğu yobaz bu film hakkında tabiki kötü düşünecektir.

Can Dündar çok usta bir ressam gibi Atatürk’ü başarılı derece tekrar portresini çizmiş. Ek bilgi olarak belirtmek istiyorum şimdiye kadar Türkiye’de en çok izlenen belgesel Mustafa.

Mustafa Türkan

Hayatına Amaç Koy

Burada bir çok amaçsız çocuk görüyorum. Nerde miyim? Bir internet kafedeyim. Evimdeki bilgisayar çöktüğü için sırf buraya geliyorum ve gözlemler yapıyorum. Gözlemlerim sonucu şunu gördüm; Buraya gelen çoğu çocuğun amacı yok. Çoğu zamanını geçirmek için online oyunlardan medet umuyor fakat bilmiyorlar ki bu oyunlarının aslında onların değerli zamanlarını çar çur ettiğini,bilseler belkide böyle davranmazlar. Aslında bu çağlarında derslerine çalışmalı,sosyaleşmeli ve kitap okumalılar.Belki şimdi sıkıcı gelen şeyler uzun zaman içinde onlara artı olarak geri gelecektir.

https://i2.wp.com/www.belexpresse.be/photcat/photos/36/p_3693_o.jpg

Bu çocukların neden burada zaman cinayeti işlendiği anlamamaktayım. Bu yüzden çeşitli teoriler geçiyor aklımdan. Mutlu olmak için mi? Yoksa evdeki sorunlardan mı kaçıyorlar? Hayatımıza amaç koymamız lazım. Amaçsız kimse olmaz tabii ki.

Mustafa Türkan

Sevgili Blog,

Evet blog çağı başladı. Artık günümüzün nasıl geçtiğini falan hemen yazıyoruz iyi güzelde. Eskiden nasıldı? Açardık sayfalara yavaşça düşüncelerimizi,başımızdan geçenleri yazardık. Şimdi bunun yerini yine bilgisayarımız aldı.

https://i2.wp.com/3.bp.blogspot.com/_KC6lgZPJFnY/Ry8IY6iyxDI/AAAAAAAAAkw/D62ZslwkLQA/s320/blog.jpg

Bloglar son zamanda amacını değiştirdi. Bence bloglar düşüncelerimizi,fikirlerimizi ve görüşlerimizi iletip gündelik hayatımızdan kesitleri sunmamız gereken bir portal değilmidir? Ya da bir günlük, bizim defter yaprağımız. Fakat insanlar bu bloglar üzerinde bizi ilgilendirmeyen haberler yapıyorlar. Daha kötüsü uygunsuz içerikleri ile de birbirleri ve kamuoyunu olumsuz etkileyerek çoğumuzu karalıyorlar. Kötüsü artık herşeyimiz internette herşeyimiz açıkça herkezin önünde…

https://i1.wp.com/www.birkafadanherses.com/wp-content/uploads/2009/05/turk-blog-cesitleri-blog-turleri.jpg

Birilerini karalamadan fikir ve düşüncelerinizi toplumlara ilettin. Eskilerin hali daha kötü yazıda yok.

Mustafa Türkan

Yalnızlık(Çağımızın Hastalığı)

Aslında ben yalnızlığı iki koldan ele alırım. Birincisi küçük bir toplumda yalnız olmaktır. Diğeri ise büyük bir toplumda yalnızlıktır. Tabii en kötü olanı sizinde tahmin ettiğiniz gibi koca bir toplumda yalnız olmaktır.  Peki ya insan nasıl oluyorda kocaman bir topluluğun içinde yalnız olabiliyor?

Bana sorarsınız bu hastalığın nedeni bir mikrop ya da salgın bir hastalık değil. Bunun tek nedeni çoğu kişininde şu an ben bu satırları yazarken okumak için kullandıkları araçlar evet doğru bildiniz;cevabımız Bilgisayar. Ama bu konuda da bilgisayarı günah keçisi yapma taraftarı değilim. Olmayacağım fakat insanları yanlış kullanımı bu yalnızlığı ortaya çıkarıyor. Çoğu kişi diyecek ben facebook ve netlog’ta sosyalleşiyorum. Evet bu siteleri bende seviyorum. Ama sanal dünyada gezerken gerçek dünyamızdan uzaklaşmayalım.

http://lh5.ggpht.com/tkepez/RrHVifB-V1I/AAAAAAAABCI/nHmP-7qrXBo/s288/yalnizlik+(36).jpg

Kalkın uyanın ve biraz etrafınıza bakın mutlumusunuz? Peki ya dostlarınız yanınızda mı? Bilgisayar sizin dostunuz değil apacık bir arkadaş hırsızıdır. Ve bu sanal dünya yüzünden arkadaşlarınızı bile harcarsınız belkide değilmi? Hak veren olduğunuzu biliyorum.

Sanal dünya ile gerçek dünya arasındaki sınırlarınızı koruyunuz.

Mustafa Türkan