Harry Potter ve Melez Prens

Ne kadar büyümüş olsam da sinema sevgim beni böyle sihir ve macera dolu filmlere çekiyor. Bu film tam da ergenlik çağlarını(Lise dönemini) hatırlamak isteyen izleyecilere göre bütün yaşlı arkadaşlarıma tavsiye ediyorum. Melez Prens beni hüsrana uğratan ergenlik sıkıntılarını anlatmaktan başka bir şey yapmayan bir film. Malesef kitaba sadık olmayan uyarlamalardan biri.Filmi hiç izlememiş ve romanlarını okumadıysanız konudan kısaca bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. Romanın konusu , anne babası Voldemort isimli bir büyücü tarafından öldürülmüş olan ve kendisinin de bir büyücü olduğunu öğrenen Harry Potter isimli karakterin üzerinde ilerler ve Hogwarts Büyücülük okulunda büyücülüğü öğrenirken bir yandan Voldemort’un peşine düşen Harry Potter, bu gizemli ve devasa okulda onu bekleyen birbirinden heyecanlı serüvenle, daha ilk senesinde becerikli bir büyücü olup çıkar.

Bir çok filmin fanlarınında bildiği gibi diğer 5 filmde aksiyon öğeleri en yüksek düzeydeydi. Fakat bu film kesinlikle 2 saat 35 dakika boyunca ergenlik dönemini ve aşklar üzerine yerleşiyor. Hareketli sahneler bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar az bu yüzden çoğu izleyeni ilk yarısından filmden soğutuyor. Fakat bir şey dikkatimi çekti. Filmler giderek büyüklere uygun olmaya başlıyor. Daha derinleşiyor, daha bir gotik,daha karanlık ve daha sinematografik öğeler katılıyor. Sinemasal açıdan tatmin ediyor fakat hayranları arasında soğumalar yaşatıyor. Serinin bu bölümünde, Harry Potter’ın büyücülük okulundaki altıncı senesidir. Dumbledore, okula yeni bir profesör getirir, profesör Slaghorn aslında daha önce bu okulda öğretmenlik yapmış ama bazı olaylar sonucu bırakmıştır. Dumbledore, Harry Potter’dan, profesör Slaghorn’un geçmişte yaşadığı ve bir sır gibi sakladığı bazı olayları öğrenmesini ister. Çünkü bu olaylar Harry Potter’ın ailesini öldüren Voldemort’la ilişkilidir. Bu arada iksir yapımını öğreten profesör Slaghorn’un dersliğindeki kütüphanede Harry, kullanılmış bir iksir kitabı bulur. Bu kitabın kapağında Melez Prens isimli birinin imzası vardır ve içinde diğer büyücülerin bilemedikleri büyüler yazmaktadır. Harry bu kitabı okumaya başlar ve bazı büyüleri uygular ama bu büyülerin ona zarar verdiğini fark eder.

Filmi buradan sonra artık iyice anlatmak bana düşer. Filmin süprizleri çok var. Melez Prens aslında Severus Snape’den başka kimse değildir. Ve Albus Dumbledore Snape tarafından öldürülür. Voldemort’un ölümsüz olma nedeni ise ruhunu hortluk büyüsü ile 7 parçaya bölmesidir. Finali saçma biten ve diğer kitaba bir çok olay bırakan bir film. Bundan sonra sonraki filmin kaç saat olacağını tahmin etmek kolay emin olun ki son film en az 4 saat olacaktır. Fakat bence Melez Prens 2 gelerek herşeyi son filme bırakmamak gerekiyor. Tabii yapımcılara karmamak gerekir.

Oyunculuklar yine harika fakat bu sefer Voldemort’un çocukluğu oynayan 2 oyuncu çok başarılılar. Filme artı olarak eklenmesi gereken şeylerde var. En küçüklüğünü oynayan çocuk (Omen filmlerinde) oynayan çocukları andırıyor. Gotik ve karanlık 13 yaşından küçük çocuklar için sert ve ürkütücü bir dünyanın kapıları bir süreliğine açık kalacak. Kesinlikle izleyin. Şimdiden biz büyükler 2010 için gün saymaya başladık. İç burkan müzikler ve aşk… En iyi 2. Harry potter filmi olarak adlandırarak bir sıralama yapıyorum.

Ahmet Türkan


Reklamlar

Yedinci Mühür

Tür : Dram / Fantastik / Gerilim
Yönetmen : Ingmar Bergman
Senaryo :
Ingmar Bergman
Görüntü Yönetmeni : Gunnar Fischer
Müzik : Erik Nordgren
Yapım : 1957, İsveç , 92 dk.

Oyuncular

Gunnar Björnstrand (Jöns) , Bengt Ekerot (Ölüm) , Nils Poppe (Jof) , Max von Sydow (Antonius Block) , Bibi Andersson (Jof’un Karısı Mia) , Inga Gill (Lisa) , Maud Hansson (Cadı) , Inga Landgré (Karin)ölüm

Ölüm ve Yaşam arasında kalan her şey üzerine yapılan Filmleri düşünüyorum. Acaba hangi film bunun en iyi örneğidir. Tabii ya unutulan gerçekten başarılı bir film var. Neydi onun adı, evet yedinci mühür


Antonius Block, 10 yıl önce inançları uğruna savaşacağı düşüncesi ile Haçlı Seferlerine katılmış bir şövalyedir. Fakat 10 yıl boyunca savaş alanlarında inanç namına hiçbir şey görmemiş fakat buna rağmen çok yakından tanıdığı tek bir şey olmuştur: Ölüm! Ve işte o Ölüm, vebadan kırılan ülkesine dönerken yolunu keser. Sırası gelmiştir. Ama hayatla derdini henüz çözmemiş olan Antonius, Ölüm’ü kendi yöntemi ile kandırmaya çalışır. Satranç oynamayı teklif eder Ölüm’e; eğer kazanan kendisi olursa peşini bırakacak ve yaşamasına izin verecektir. Günler sürecek bu oyun süresince de hayatla, ölümle ve Tanrı’nın varlığı ile ilgili sorularının cevaplarını aramaya devam ederek bir çıkış yolu bulmaya çalışacaktır.

Yedinci mühür soyut kavramları cisimleştiriyor ve bizi durmadan düşündürmeye itiyor. Eşsiz uslübü ile gözlerimizi kör etmeye yetiyor. Siyah ve sert bir film yedinci mühür ama çoğunlukla insanı düşünmeye ittiği için durmadan içi boş filmleri izleyen izliyeci artık bunlardan pek zevk almamaya başladı.

Film inanma ihtiyacımızı sorgulayarak üzerimize gidiyor. Sertliğini buradan anlayabiliriz.Film sorgulama filmi diyorum. Ve filmi daha iyi anlamanız için bir kaç soru sorayım.

Sizi hiçlikten koruyacak bir şey biliyormusun?

Mustafa Türkan